Ne söylendi?

Ve paylaştık

Varyant

***

-İçimiz yanlışlarla dolu.

Oysa aracın kapısını hiç de sert kapatmamıştı Esra. Ve nefesi kaldırım kokuyordu taksi sürücüsünün.

- Ee, ÅŸey, ben Fenerbahçe’ye gidecektim?.

Yaptığı kargacık burgacık binalarla dünyayı deÄŸiÅŸtirdiÄŸini sanan, sanmakla da yetinmeyip bu aptalca giriÅŸimlerini büyük büyük reklam panolarına, gazete ilanlarına, biçimsiz logolu parlak kuÅŸe kağıtlara sere serpe yayan inÅŸaat ÅŸirketi saflığının, hemen köşesinden dönerek fulya’ya, Ihlamur kasrı’nı geçip DikilitaÅŸ-Darphane sapağından, köprü trafiÄŸine karışabilmek için Barbaros bulvarına girdiler.

NiÅŸantaşı’ndan BoÄŸaziçi köprüsünü geçipte Fenerbahçe’ye gitmeyi ummak, normal zamanlarda bile akıl kârı bir iÅŸ deÄŸilken, bunu tam da cuma gecesine denk getirmek için birazcık saf olmak gerekliydi.

- Belki de bu yanlışlar tamamen bir yanılsamadan ibarettir kim bilebilir?
- Köprü geçiş ücretini ben ödesem?
- Kgs kullanıyoruz biz, bütün bir durak.
- İyi ya işte nakit olarak iade etmiş olurum ben de.
- Han’fendi, yanlışsam düzeltin demiÅŸ miydim acaba?
- ???

Bir süre dikiz aynasından Esra’yı süzen adam, gözlerini yeniden yola çevirdi. Taksi durağının “Kargalar basmış lan kenti, bu ne kalabalık! ikiyüzelli yarda öteden, önümü bile göremiyorum. Maçka’dan dönen boÅŸ araç var mı? Sis sis sis!” anonsu kabinin içinde bir süre dolandı. Oyalanmadan hafif aralık olan camlardan birinden akıp gitti.

- Duyuyormusunuz, dedi sürücü. Yakında şişe suları bile içilmez olacak diyorlar peeeh!. Ne günlere kaldık yarabbim.

Perihan’ın evi, orduevine çıkan sokağın başında, marinaya dirseÄŸini dayamış çay bahçelerinin hemencecik köşesinde, modern görünümlü bir apartmanın son kat dairelerinden biriydi. GeniÅŸ ve rahat bir terası vardı evin. Fakülteden hemen sonra, büyük bir ilaç ÅŸirketinin kozmetik bölümünde, dolgun ücretle iÅŸ bulmayı baÅŸaran Perihan’ın babası Mümkün beyin mülküydü bina. Mademki kızları artık büyümüş, iÅŸ güç sahibi olup ekonomik özgürlüklüğünü elde edebilmiÅŸti, o halde ona destek olmamak olur muydu hiç?

Fakülteden sonra da bir süre beraber oturmuÅŸlardı Perihan’la. Sonra Esra, Amerika’ya gitmiÅŸ, oradan da koluna taktığı Chester Cheshire ile çıkagelmiÅŸti bir gün. Yine bir süre beraber oturmuÅŸlar, sonra Chester Türkiye’de yapamamış ülkesine geri dönmeyi seçmiÅŸti. Bir süre sonra da Esra gidecekti eÅŸinin yanına. Böyle konuÅŸulmuÅŸ, bu planda karar kılınmıştı. Oysa…

- Paramın üsütünü alabilir miyim lütfen?
- Hanımefendi, bakın Ne yazıyor yolölçerimiz; tamı tamına altmışyedi ve beşyüz. Siz bana ne verdiniz bitamam yetmiş. Eh o kadar da bekledik trafikte, hem ben sizi köprüden bile geçirdim ama?
- Ne yani siz beni köprüden geçirdiğiniz için benim size dayı falan mı demem gerekiyor, yol boyunca sustum ki ben?
- Hem sonra beklemeler falan..

Uzandı. Üzeri kadife bezle örtülü kutucuktan bir kaç bozukluk aldı, kadına uzattı.
Hışımla kapıyı çarpıp, çoktan apartmanın cümle kapısına doÄŸru seÄŸirten Esra, aracın camlarından fısıltı eÅŸliÄŸinde yayılan tamı tamına iki buçuk lira deÄŸerindeki “lanet olası orospu” yelleniÅŸini, belli ki duysa bile önemsemez haldeydi.

***

İp ucu; (‘Satılık lampri’ levhasını hiç kimse göremedi oh olsun : -)
Diğer ucu; ( 1 yarda = 0,9144 metre, hıhım)

Yorum Bırakabilirsiniz

 

 

 

BU HTML Etiketlerini Kullanabilirsiniz

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>