Ne söylendi?

Ve paylaştık

üç nokta

***

Aslında ‘boncuk’ olan, senin o gözlerindi

- Aslında aramalıydın.
- Ajite etmiş olmaz mıydım?
- Olmazdın. İnsanlar, özel anlarında kendilerini hatırlayanları, önemseyenleri bilmek isterler. Çoğu durumu önemsemediğini, bundan daha önemli şeylerin olduğunu, kendisinin böyle şeylere değer vermediğini iddia etse de, özel anlarında kendilerini anımsayanları gizliden gizliye akıllarının bir köşesine kaydederler.
- Hangi köşesine?
- Geç dalganı sen. Ben biliyorum olan biteni. Gizliden gizliye ona anlatamadıklarını mektuplara biriktirip, şiirlere döktüğünü hep biliyorum. Hepsi de zamanı geçmiş şeyler.
- Geçer mi hiç zamanı sevginin? Ona karşı hissettiklerim sonsuza kadar kalıcı olacak. Bundan eminim.
- Sen eminsin diye mi olacak bu, kalıcı?
- Beni tanımıyorsun.
- Herkes’i tanıyorum ben. DiÄŸerlerinden hiç bir farkın yok senin de. Hepinizin hikâyesi ortak. Akılları donduran bir unutkanlık. Hiç bir ÅŸeyi başından alıp sonuna eriÅŸtirememe, yolda kendini kaybetme, baÅŸka baÅŸka yollara sapma saçmalığı. Hikâyeniz bu sizin. Önce topraktan kemiÄŸe, kemikten ete, etten cana, candan hayata, hayattan düşünceye, sonra insana dönüşeceÄŸiniz yerde, ‘sonra’ kısmını unutup, tuhaf, kendisinden baÅŸka her ÅŸeye zarar veren, düşüncesini sadece kendi yaÅŸamını ve sonsuzluÄŸu arayış çabasını sürdürebilmek için kullanan, bencil ve zavallı yaratıklara dönüşüyorsunuz. Geçecek elbet. Bir zaman sonra unutacaksın sen de.
- Aşkı unutur mu insan? Ya aşık olduğunu? Asla unutamam ben. Unutamam. Asla!
- Senin diğerlerinden tek farkın, onlardan daha da basit olman. Başkaca bir iddian yok ki senin. Bal gibi de unutursun.

- Aramalı mıydım sence ?
- Evet aramalıydın.
- Ne söyleyecektim ki ona?
- Herkes’in yaptığı gibi basit bir kaç cümle içine sığdırılmış iyi dilekleri sıralayacaktın birer birer. “Merhaba” ile baÅŸlayıp “hoşçakal” ile kapatacaktın telefonunu. Araya bir de “Nice yıllara” veya ne bileyim, “İyi ki doÄŸdun” kliÅŸesi sıkıştıracaktın. O kadar.
- ‘Aramızdaki tutkuyu, sevgiyi falan bir çırpıda unutup, uzak mesafeden dost, orta yakınlıkta bir tanıdık pozisyonundayım’ mesajı mı vermemi bekliyordun?
- Başka türlüsü dindiremez içindekini, bilesin. Hem sen, son temasında bunu yapmaya ne kadar da hazırlıklıydın. Devam etmeliydin de buna.
- Birbirimizden uzak mesafelere iyi dilekler dilemiştik karşılıklı.
- Evet, ve ne güzeldi.
- Güzel miydi? Lütfen samimi olduğunu söyle bana. Lütfen!
- DeÄŸilim.
- Ha şöyle. Sen de benden pek farklı değilmişsin.
- DeÄŸilim.
- N’oldu yüzün düştü.
- Kapatsak artık.
- Neyi?
- Konuyu elbette. Salak!.
- Tamam kapattık. Bu kadar. Dur sana bir çay söyleleyim de kendine gel.
- Kahve söyle. Onun içtiği gibi.
- Hiç bir şey söylemiyorum sana artık ben.
- Tamam söyleme. Gereksiz insan!

- Sence aramalı mıydım onu?
- Aramalıydın.
- Ne söyleyecektim ki ona?
- “Hala onu ne kadar çok sevdiÄŸini”.
- Uzatsana ÅŸu telefonu.
- Hayır… Sakın yapma!

İp ucu: ( , :- )

***

Bir gün önce

1 Yorum üç nokta

  • Özge Kahraman

    Geçmişin derinliklerini yeni günün adımlarında saklayarak devam ediyordum hayata. Yaşanmışlığın izleri her daim ardı sıra peşimden geliyordu. Attığım her adımda kaybolacak derken daha bir keskin izlerle karşıma çıkıveriyordu. Ve bu durumdan ne kadar şikâyetçiydim bilemiyorum, bunu o anki ruhani halim belirliyordu. Ama bazen yürümeye , yol almaya kıyamıyordum. Hangi adımı atacağımı şaşırıyordum. Sanki atacağım her adımla bir şeylerin canını yakacaktım. Belki tamamen silinmesinden korkuyordum ve o yüzden itina ile yürüyor ve hassaslaşıyordum. Ve belki de kim bilir böyle yaparak nelerin, kimlerin bana ulaşmasını engelliyordum. Tabi ki her gelecek geçmiş olmaya gebeydi bunu biliyordum ama yinede hangi geçmiş hiç unutulmayacak ve unutulmak istenmeyecek kadar özelse ona kıyamıyor insan. Ve sanki her yeni tanışıklık, hayatına girecek her yeni insan ve yaşanacak her olay ve paylaşım eskilerin yerini alacak endişesiyle kapatıyor kendini kendi iç dünyasına. Belki korkudan belki hazır olmamaktan belki de… Bilemiyorum, her insan kendi anlam derinliği kadar yorumlayabiliyor hayatı…
    Ama aslında bazen ise buna hiç gerek kalmıyor çünkü yaşam bizi içine aldığı kendi anlam dünyasında her şeyi olağanüstü yorumuyla sunuyor çırılçıplak. Görmemek, duymamak mümkün olmuyor.

Yorum Bırakabilirsiniz

 

 

 

BU HTML Etiketlerini Kullanabilirsiniz

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>