Ne söylendi?

Ve paylaştık

Yıllar

*** Sonra hıdrellez gelirdi bir bahar sabahı. Gecesinden şenlik ateşleri yanardı da sokaklarda.. O gün bir komün olurdu ki göçmenlerin köyleri, mahalleler sokaklara sokaklar insanlara dar gelirdi. İçin için ateşlenirdi genç olanları yanan ateşin harında. Kızlar erkeklerin koluna, erkekler yaşlıların, onların da eteklerine daha sabahtan sokaklara salınmış kimileri terliksiz veya pabuçsuz, kimileri parmak uçları ve [...]

Bir fincan kahvenin…

*** Bilmem kaçıncı mektup Gece yarısını geçtik yine beraber. Yedi şeker bir kahveyi bölüşüyor hesapsız. Bir parça kahve, fincanını ve kaşığını birden bire yutuyor. Yutulmuş kelimeler koyulaşıyor karıştıkça. Huzursuz bedenlerin karanlıkta can çekişmesi gibi, keyifli ölüler de toprak altlarımızda gizli. Ne biz onlardan bir haberiz, ne onlar çekiyor artık insancıl sancılarımızı. Simgelerimizle avunuyor, anılarımızla kavruluyoruz. [...]

Karman

Onlar pek sayılmıyorlar ama ben yinede sayıyorum. Hızla koÅŸarak tırmanıyorum üzerlerinden. Ayağım yediye basıyor, sekizin üzerinden atlıyorum bilerek, dokuzda tökezleniyor ve on’a yuvarlanıyorum. Hem ışıklı, hem ışıksız oluyor ÅŸimdi ayrıntılar ve ben yeniden saçma sapan bir ÅŸey söylüyorum dokunarak ilmiklerime. Gitmem gerek. Biliyorum gidilmeli, ancak eskisi kadar da cesur deÄŸilim artık. Eskisi kadar olan özlendikçe, [...]

Dinamit

gürültülü patlangaç

Tütün kokan

*** “Mitti, Ah ulan ah!” Genellikle bir başına sokakta, ayaklarında tabanı kauçuktan sarı çizmeler, baklava dilimli kalın örgülü, boyunlu ve boÄŸazlı kazağı da sırtında… Aynı kenarında yaÅŸadığı gibi coÄŸrafyasının…. “Mitti, Ah ulan ah!” İlk sözü olurdu bu muhabbetine doyum olmazın. EÄŸer katılımcısı iseniz koyuluÄŸun, artık bu sözün içine terkedip giden birini mi arayıp bulup koyardınız, [...]

Su kumrusu…

*** Nesne neydi? Motorlu sandalın arkasından, pervanenin çıkardığı dolanık su, ve tam da minik minik dönen burgaçların üzerine düşen, sonra birden bire anaforun yörüngesine kapılıp döneduran, sandal ile arası açıldıkça küçülen sarı yapraklı papatyalar…. Peki ya su? Hafif hafif baÅŸtan gelen dalgalara kafa tutan, su eÄŸildikçe suya egemen, kabardıkça sahlanıp savaÅŸkan olan, incecik pruvası ÅŸile [...]

Bir boÅŸ, biri dolu; Okuma

Bir boş, biri dolu başlıklı bölümün ses kaydıdır, İyi dinlenceler..

Düşerim ki ben,

Minnacık bir deniz lalesi, kocaman bir arı, yer değiştirsek seninle, tersi olsa örneğin, düzeni değiştirsek, ben lale olsam, düzen değişir belki ama, düzülen kalır yine yerli yerinde. Lale olan yer mi ki bu aldatmacayı? Yok… Aslında senin zararın dokunmuyor ki bana, kendimi burkuyorum ben, yine kendime. Kadınların kadınları, erkeklerin erkekleri, çocukların çocukluklarını, kedilerin evcilliklerini pek [...]

Kehanet ve çingene

Üstünü vereceğim dedi çingene, saymaya başladı bir bir. Sol elinde tuttuğu yeşil yirmilik, sağ elinde avuçlarımızın terli izleri. Sayıyor ha sayıyor. Bizi, yirmiliği, geleceğimizi, geçmişimizi, olacakların hesabına kırmızı gülün yapraklarıyla bir bir. Sayarken de övüyor birde yer yer, yer yer de parçalı bulutlu oluyor, sıkıntısı olmasa parıldayacak güneş. O söylüyor. Biz bakıyoruz. Kapkara gözlerinden ilhamlar [...]

Med ve Cezir

O kadar çok uzaklaşmışım ki doğduğum kıyılardan,her kulaçta yeni bir kayalığı yurdum sanıyorum, ne kadar sürecek acaba geldiğim yerden geriye olan yolculuğum? Yüzüm ona dönüktü. Böyle durumlarda ne fırtınayı dinler insan nede kabaran denizin öfkesini. Yalın daha bir kaba, göz daha keskinini görmeyi hedeflerdi. Baştan aşağıya gerilmiş kaslar, Yüz hatlarımız kayıp, Düşüvermiş ardımızda bıraktığımız sularda.