|
|||||
|
“AÄŸaç, gün ışığını alabilmek için o kadar çok eÄŸilmiÅŸ ki, ÅŸu an süregiden bu korkunç fırtınaya nasıl dayanacağını kendisi de bilmiyor.” Sesli notlarımdan Her ÅŸey sürer gider, eÄŸer ben bu ÅŸeylere, ‘neden?’ diye sorarsam, ‘ÅŸeyler’ benim sorgumdan, bir sonuç çıkarma talebime çabucak ve kolaylıkla yanıt verebilir. İlk bakışta aldığım yanıtlar, kısa bir süre için doÄŸru [...] Sade’yi bir kaç kez daha saÄŸaltarak, varılabilecek son noktaya kadar gidebilmeyi ummuÅŸtum. Gözlerimi kapattım. AÄŸaç, kırmızı çiçekleri ile gözlerimin önünden gitmiyor ki… Sonra, her aklıevvel kiÅŸi gibi aÄŸacın kendisini boÅŸ verip meyvası ile uÄŸraÅŸmanın kolaycılığını seçip… Ama ya sararan yaprakları? SaÄŸ tarafımdaki maÄŸazanın geniÅŸ ekranlarından akan mısır piramitleri var. “Binlerce yıl evvel Orion takımyıldızlarını iÅŸaret [...] Sana söyleyecek o kadar çok ÅŸey birikti ki içimde… Gecenin bir yarısı poyraz rüzgarına göğsünü gere gere direnen balkonun bir ucuna tünedim. İçmemem gereken bir sigarayı tutuÅŸturdum avuçlarımda. Sonra kaldırıp başımı samanyolunu gözledim. Kulaklarım rüzgarın uÄŸultusuyla biçimlenen doÄŸal bir ÅŸarkının nakaratında. Önümde, hemen balkonun altından baÅŸladığı yanılgısına çabucak kapılıp, bir adımda içine düşebileceÄŸin kadar yakınımızda [...] Belki bütün varlığımız, bir bitkinin yaprağında basit çıkıntılar olmaktan ibarettir. Kim bilebilir? İp ucu; (Devam edecektir sanırım bir ipte süzülen iki yaÄŸmur damlasıydık. buluÅŸtuk. ve düşüşümüzü tamamladık. Artık toprağın sonsuzluÄŸuna anlam katmaya çalışan birer hiçiz, her birimiz. EksiÄŸimize can veren, yine sen ayrı beden, yine ben ayrı beden. YaÄŸar mıyız ki bir gün yeniden? İpin Ucu; (Kütle Çekimi, isminin tüm halleri, falan filan : -) “Sana ihtiyacım var” demek, o kadar zoruma gidiyor ki, ama… var iÅŸte! İp ucu; (Düşengeç “..Türkiye’yle ilgili kaygılarımın başında,ülkenin giderek çok gerici olması geliyor. Çok geri gitti hakikaten, insanlar çok tutuculaÅŸtı. Sanırım demokrasi devlet yöneticilerini ürküttü ve onu farklı yorumlamaya çalıştılar. Demokrasi deyince nedir, halkın karar mekanizmasına katılması anlaşılır. Ama sanırım süreç içinde egemen güçler bunun yanlış olduÄŸunu gördüler. Karar mekanizmasına da halkı katmamak gerekir diye düşündüler. Örgütlü bir toplum [...] *** “İçime sok, batır sevgini derinlerime, döndür yalanlarını bir burgu gibi, çek hızlıca tapasını ÅŸarabın, dök kanımı.” Diline doladığı ÅŸarkısının nakaratıydı bu ve usanmıştı tekrarlamaktan. İçinden geçeni tükürdü yere. Tutundu gergin bedenlerini, dallarının serinliÄŸine tıkıştırdıkları zeytin aÄŸacının bir dalına. Kalkacak oldu. “Toparlanmak” diye küfretti. Hem de Barışın kollarında. Aklına güvercin geldi. Pis pis sırıttı. Kustu [...] Ellerimi bilinçsiz bir ÅŸekilde uzatıp, kendimi birden bire içinde bulduÄŸumu varsaydığım karanlığın sınırlarını yokluyorum. Işık hala kayıplardaki yumak. Göremiyorum. Ama gerçek, zifiri bildiÄŸimden ötürü oldukça sade. Veya ben öylesini varsaymayı tercih ediyorum. Bir sevi bu, aÅŸkın olası baÅŸka bir tarifi belki. Bir ihtimal, olmayan limanların büyük dalgakıranlarına, olmadık zamanlarda vuran grileÅŸmiÅŸ dalgaların… her neyse… Veya [...] Bir süredir uyuyamıyorum. EÄŸer rüyada isem uykumu bölen, uyanıksam öteleyen, hanidir içinde bulunduÄŸum sadeliÄŸi karmaşıklaÅŸtıran bir durumda buluyorum kendimi. Ne zaman “tamam ben artık büyüdüm” desem, yeniden, saçları dağınık, burnu akan, ayakları ve elleri oynadığı oyunlardan kirlenmiÅŸ, toza topraÄŸa, çamura bulanmış, geceyi unutmuÅŸ, sokaklarda gün boyu topuyla yarenlik eden bir çocuk halllerinde yakalanıyorum, yine kendime. |
|||||
|
Telif © 2010 Sardalya Avı - Tüm Hakları Saklıdır |
|||||
Ne söylendi?