Ne söylendi?

Ve paylaştık

Karman

Onlar pek sayılmıyorlar ama ben yinede sayıyorum. Hızla koşarak tırmanıyorum üzerlerinden. Ayağım yediye basıyor, sekizin üzerinden atlıyorum bilerek, dokuzda tökezleniyor ve on’a yuvarlanıyorum.
Hem ışıklı, hem ışıksız oluyor şimdi ayrıntılar ve ben yeniden saçma sapan bir şey söylüyorum dokunarak ilmiklerime.

Gitmem gerek.

Biliyorum gidilmeli, ancak eskisi kadar da cesur değilim artık. Eskisi kadar olan özlendikçe, yıpranmış kokar tenim, yırtılmış dokularından, ışıktan korkar. Bazen de ışığa sevdalı bir lamba gibi, ara sıra yarım aydınlık, işte bu pırıltılar boğar ya bizi düşlerimizde…

Gitmem gerek, ama eksiklerimde var hala, adam gibi toplanamadığımdan, sürekli dağılıyor ve dağıtıyorum zamanı. Paylaştırıyorum, bana ‘Kör Hasan’ kalıyor istemeyerek. O yüzden bir yerde de bütünü hiç olmadı mutluluğumun. Doluşup koca bir mekana, ağız dolusu gülemedik beraberce. İçip içip de sızamadık coşkuyla bir masaya yığılıp, varsa yoksa kaldırımlardı, varsa yoksa bir sokak köpeğiydi içimdeki, gelene de geçene de küfreder ve havlardı yarım ile yamalak, Seni de öyle…

Gitmem gerek, kaldıkça tükeniyorum, tükendikçe de kalıyorum istemeyerek. Uzaklar daha da belirgin oluyor, kötünün de kötüsü oluyor bir köşeye sıkışıp ta sevişmek. Bu daha da belirgin oluyor artık. Gözlerin daha belirgin sözlerin daha yakıcı, direnişin güç vermeli bana ama olmuyor. İnanmazsın ama burası daha da güçlü esiyor şimdi. Burası daha bir hoyrat fırtınalarda. Hani uzaktan gözlerimizle dokunduğumuz, bir sandala, dalgalara, bir inip bir çıkmalara, poyrazda, çırpınışta. En tepelik yerlerimdesin. Usulca inmen gerek üzerimden o deniz kıyısına, bunun anlamı, doğrulmam gerek, sıyırıp ta sıdkımı üzerimden, kaybolmam demek, kendi suyumda…

“Şairin hayatındaki en önemli kırılma noktalarından biri adressizliktir: 4 kez evlenir, 29 farklı evde oturur.”

Neyimiz farklı demek geliyor içimden. Sonra buluyorum yeniden mutsuzluğumu. Eskisi gibi cesur değilim ben diyorum. Kalkıp camın önüne yığıyorum içimi, bir tomar insan birikmiş de içime, ellerim bile artık sigara kokuyor. Karanlıkta saçlarım tutuşuyor şimdi, bulaşıyor ellerinin ateşi çok uzaktan, mevsime bakıyorum Nisan. Hani buharlaşan aldığımız kör nefeslerde. Açmalı diyorum çağla bademleri, koparıp alınacak ya dalından, oysa hala yağmurlar yağıyor terli bahçelere. Hepimiz nefessiz ve şerefsiz kalıyoruz ya yağarken, hepimiz de bulutsuz. Biliyorsun konuşamıyorum artık, sorma. Böyle işte…

Gitmem gerek. .

Seni bırakıp ardımda, sana doğru adımlar atmam gerektiğini biliyorum. Ama ortada büyük bir kaçış gizleniyor, kimden veya kime, bütün yolları da tüketmişim ya içimde, açtığım her kapı çıkmaza kilitleniyor.
Elimde bir kazma ve bir kürek, kendi ölümlerime.

eskilerden…

İp ucu; (Ben kendimi de şakalarım utanmadan ve unutmadan-Yakalarım kendimi de bir sessizlikte vururum ha vururum, Kör Hasan şöyle; “Na sana, na bana, .ikim kaldı Kör Hasan’a”, Deyiştir ve denilmelidir efendim :-) )

1 Yorum Karman

  • Aslında bir kez “gitmem gerek” dendi mi gidilmeli. Sonra hiç arkaya bakmamalı, eksikler ya da pişmanlıklar mı var, boşvermeli. “Gitmem gerek” dendi mi gidilmeli…

Yorum Bırakabilirsiniz

 

 

 

BU HTML Etiketlerini Kullanabilirsiniz

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>