“-Eyyam ola…”

Merhaba,

Haziran 2008 de ön hazırlıklarına baÅŸlamış olduÄŸum ve ‘Sardalya Avı’ adını verdiÄŸim çalışmamın, çevrim içi ve etkileÅŸimli ara yüzlerine hoÅŸ geldiniz.

Bu çalışma, hem yazılan bir ilk romanın, hem de onun yazılma sürecindeki yazarının hikâyesini metaforik bir eş zamanlılıkla anlatmayı hedefler. Roman yazılmakta ve yazarı da yaşamaktadır. O nedenle hem yazılan, hem de yaşanan bir arada ve açıktadır. Yazar, anlattığının yazdığının veya söylemeye çalıştığı o muhteşem sözcüklerin ardında kaybolup gitmez. Neyi ve nereden çıkardığı ile gerçektir ve ortadadır.

Düşünüyorum. Ve öyle sanıyorum ki, galiba aktarılmakta olan o upuzun hikâyelerin okuyucusuna verecek yüklüce bir hesabı vardır…

Uzun lafın kısası Sardalya avı, yazmanın kendisinin asıl serüven olduğunu, yazarının ise bu serüvende topladıklarını her durakta okuyucusu ile paylaşan bir aktarıcı/anlatıcı rolüne soyunduğunu peşinen kabulleniyor.
Bazen bu da yetmeyebiliyor Sardalya avcısına; İşte o zaman, kayığını bir limana çekiyor, güneşinin altına sakince uzanmış, huzur içinde hayallerini kuran okuyucusunu gidip buluyor ve ortaklaşa yepyeni bir hikayenin anlatımı başlıyor.

Sardalya avı serüveni ile ilgili detayları Nedir? adlı bölümde elimden geldiği kadarıyla özetlemeye çalıştım.

Ayrıca, Yalın ile Pembe’nin, Çocuk ile Recebin, Yosun Ana’ nın, CoÅŸkun ve BerduÅŸ’ un bana göre ‘deÄŸiÅŸik’ renkler ve tonlamalarla süslediÄŸi “Bir göç ve aÅŸk hikayesi” ni, bir ilk roman olarak yine burada, Sardalya avı çatısı altında sizlerle paylaÅŸmaktan da büyük onur duyduÄŸumu da ifade etmeliyim.

Nice hikâyelere,
Hepinize içten selamlarımla,

HoÅŸgeldiniz…

Mert Ataol

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>