|
|||||
|
*** Uykusunda uzunca bir süre; “Sırası gelen, altında büyük büyük ateÅŸlerin yandığı kazanların önünde soyunuyor. Bu bir cehennem hikâyesi deÄŸil. Bu hikâye, göçe vurmuÅŸ hacıların öykülerinden çok çok uzak. Gece bütün enerjimi soÄŸuruyor. Üşüyor üşüyor üşüyorum.” gibi düşüncelerle, uyanıkken de arada sırada; “Bir zavallı kelebek, Zaten kısacık ömrün, Bir o duvar, bir bu duvar, ÇiçeÄŸi [...] *** Aslında ‘boncuk’ olan, senin o gözlerindi … – Aslında aramalıydın. – Ajite etmiÅŸ olmaz mıydım? – Olmazdın. İnsanlar, özel anlarında kendilerini hatırlayanları, önemseyenleri bilmek isterler. ÇoÄŸu durumu önemsemediÄŸini, bundan daha önemli ÅŸeylerin olduÄŸunu, kendisinin böyle ÅŸeylere deÄŸer vermediÄŸini iddia etse de, özel anlarında kendilerini anımsayanları gizliden gizliye akıllarının bir köşesine kaydederler. – Hangi köşesine? [...] *** – Misafir bekliyor muydun annem? Sarıldılar, öpüştüler, bir süre elleriyle konuÅŸtular. Neden sonra kapıyı kapatmak ev sahibini aklına geldi, salona geçtiler. – Kusura bakma hayatım haber vermek aklıma gelmedi hiç. Tek istediÄŸim kendimi evden dışarı atabilmekti. GeniÅŸ camlarına bile fazla gelmiÅŸti gecenin yükü. Salonun orta yerinde bir yastığın üzerine oturmuÅŸ olan adam ayaÄŸa kalktı. [...] *** SoÄŸan, lahmacun, iskender, urfa , bursa, antep, pizza, hamburger… Hepsinin üzerine bolca bira ve patates kokan ara sokakları geçip, çamaşır suyu, bonbon ÅŸekeri, çikolata, vitrininden taÅŸan şıkır şıkır giysi kokularının oynaÅŸtığı ana caddeye ulaÅŸtı. Doymak bilmez bir enerjisi vardı bu semtin. Durmadan öğütecek bir ÅŸeyler hep bulurdu diÅŸlerinin arasında. Bir yönünü izlediÄŸinizde Harbiye’ye, diÄŸer [...] *** -İçimiz yanlışlarla dolu. Oysa aracın kapısını hiç de sert kapatmamıştı Esra. Ve nefesi kaldırım kokuyordu taksi sürücüsünün. – Ee, ÅŸey, ben Fenerbahçe’ye gidecektim?. Yaptığı kargacık burgacık binalarla dünyayı deÄŸiÅŸtirdiÄŸini sanan, sanmakla da yetinmeyip bu aptalca giriÅŸimlerini büyük büyük reklam panolarına, gazete ilanlarına, biçimsiz logolu parlak kuÅŸe kağıtlara sere serpe yayan inÅŸaat ÅŸirketi saflığının, hemen [...] *** Esra Cheshire, pikocuÄŸu ile giriÅŸtiÄŸi ağız dalaşından kaçmak için bir süreliÄŸine kendisini yatak odasının sessizliÄŸine kapatmayı uygun buldu. – Bana artık piko demesen, Oysa PikocuÄŸum derken Esra’nın içi gidiyordu. – Neyim ben AllahaÅŸkına eski moda bir mutfak örtüsü mü? – Ama sen seversin ki sana PikocuÄŸum dememi. – Ama sevmiyorum. Hiç de sevmedim. Bir [...] *** -Peki bey’fendi siz saçmalığınızı nasıl alırsınız ? -Mersi canım teÅŸekkür ederim orta ÅŸekerli olsun lütfen. MutfaÄŸa doÄŸru yönelen garson karar deÄŸiÅŸtirip düzensiz adımlarıyla diÄŸer müşterilerinden herhangi birine yönelirken, masasının üzerindeki peçeteyi huzursuz biçimde çekiÅŸtiren adam şöyle düşünüyordu. “Seninle yıldızlar sönene kadar seviÅŸmek, evrenin kuytusunda, asla sabaha kadar deÄŸil”. Durakladı. Son sözü kalabalık caddeye bakan [...] |
|||||
|
Telif © 2010 Sardalya Avı - Tüm Hakları Saklıdır |
|||||
Ne söylendi?