bir ipte süzülen iki yağmur damlasıydık.
buluştuk.
ve düşüşümüzü tamamladık.
Artık toprağın sonsuzluğuna anlam katmaya çalışan birer hiçiz,
her birimiz.
Eksiğimize can veren,
yine sen ayrı beden,
yine ben ayrı beden.
Yağar mıyız ki
belki yeniden?
İpin Ucu; (Kütle Çekim, isminin tüm halleri, falan filan
Uyanacağın saatlere kurdum kendimi. Kitaplığın üzerine yürüdüm, dolu bir sözlük, koca bir beyin, aptal bir gülüş, dik bir duruş eşliğinde, çektim vurdum kendimi. Kelimeler dökülüyor şimdi, kırmızı kırmızı, raftan, araftan. Paragraftan. Halıya, umarsız hallerime, içimdeki deliye, deliriklere…
Bir söz kıvrılıyor dilimde, bir sus oluyor, bir pusa dönüşüyor hayalin. Ellerimle yokluyorum halıyı, hallerimi buluyorum orada, ellerime bulaşıyor [...]
O günden sonra Coşkun’u bir daha uyku tutmuyor. Karantina küçük bir yer, Coşkun’ un kahvesi, daha da küçük Karantina’dan. Üstüne üstlük, geçen yıl darbe yapıldığından, sımsıkı bir yönetim, bolca muhbir ve şikayet de oluyor.
Gecenin on biri geldiği anda, kahvenin ışıkları kapatılıyor, müşterileri ise evlerine gönderiliyor. Sonra bunlar, Berduş ile çay ocağının sotesine çekilip, bir yandan [...]
Pembe kiraza düşkün, yalın ise Pembe’ye.
Ama uzaktan görüyorlar birbirlerini, Yalın, olduğu yerde çarpılıyor yıldırımlarla ve kentin bütün elektrik sistemi aniden çöküveriyor. Kale’ de karşılaşıyorlar bunlar.
Günlerden Cuma. Kentin tüm köylerinden, kasaba ve ilçelerinden, ünlüsünü farklısını, ucuzunu fahişini fahişesini, koyununu keçisini patatesini, domates yahut biberini, bolca hıyarını ama, sarı ve mor mintanlı olanlarını hem de…
Keçi ve [...]
Ne Demişler?