|
|||||
Böyleyken böyle.*** 2 Bir kaç gün sonra Boyacıselahattin, YaÄŸmurcu ve Baba’dan oluÅŸan bilirkiÅŸi heyeti, Ramço’ dan ödünç alınan marangoz araç gereçlerini bir çuvala doldurmuÅŸlar, çuvalı da çocuÄŸun sırtına istemeye istemeye vermiÅŸler, tek sıra halinde karaçam aÄŸaçlarının arasından, geçe geçe kendiliÄŸinden oluÅŸmuÅŸ oldukça yokuÅŸ, oldukça dik, oldukça kaygan, oldukça nefes kesen, pürçeklerle kaplı zemininde ayakta durmanın bile büyük çaba gerektirdiÄŸi patikada, yarı koÅŸarak, yarı kayarak, yarı yürüyerek bazen oflamaktan kızarmış yanaklarına bi nefes cigara dumanı doldurmak için durarak, demir yerine doÄŸru ilerliyorlardı. Her aÄŸaçlık biraz orman, her açıklık biraz deniz kokuyordu. Böyleydi yol. Çıkmak deÄŸil, inmek yorardı adam olanı. Bazen de pabuçlar, giyeninden daha önce iniverirdi denizin kıyısına. Yıllardır karinası üzerinden, göbeÄŸi ile günleri geceleri izleyen Yelkanat’ın yüzü, bundan böyle bir süre topraÄŸa bakacak, canı isterse tanıyacak toprağı, kumu bilecek, belki de suya bırakılınca bütün bu bildiklerini hiç unutmayacaktı. Böyle düşünüyordu çocuk. - KoduÄŸumun çivisi, anadın mı? Avuçlarını karinanın upuzun çizgisi boyunca gezdiren Boyacıselahattin, bir yandan diÅŸlerinin arasına kıstırdığı sigarasını dumanlıyor, bir yandan kısılmış gözleriyle Yelkanat’ın gövdesinde iÅŸe yarar bir tek tahta, omurganın saÄŸlamlığına iÅŸaret edecek bir yapı bulmayı umuyordu. NasırlaÅŸmış elleri ilk kez, kimbilir hangi zamanda yerinden kopup, açığa çıkardığı paslı çivilerinden biri ile tanışmıştı Yelkanat’ın. - KoduÄŸumun çivisi, diye tekrarladı yeniden, anadın mı? - İçme bu kadar be Hayri, diye söylendi Baba. İncelemeleri bittiÄŸinde her biri, sözleÅŸmiÅŸ gibi dudaklarının arasına birer çam pürçeÄŸi yerleÅŸtirmiÅŸ, sırtları kıyıda yatan enkaza dönük, karşıdan belli belirsiz silueti görünen Gökçeada’ya doÄŸru giden irili ufaklı dalgaları izlemeye koyulmuÅŸlardı. Paradan bahsedildiÄŸinde, bulutlar üzerlerine üzerlerine gelirdi Tepeköy’lülerin. İşsizlik yoktu. Var diyen yalan söyler, yalancının da hiç gözlerinin yaşına bakılmadan alnı karışlanıverirdi bir avuçla. Olmaz ise yatsı beklenirdi sönmesi için mumun. Bir kere yemyeÅŸildi ki Tepeköy. Herkesin bahçesinde acısıyla tatlısıyla badem aÄŸaçları meyveye dururdu ilk baharlarında. Sonra köyün hemen altındaki sahile doÄŸru inermiÅŸ gibi yapan yolun her iki tarafına dümdüz uzanmış geniÅŸ düzlükler, böyle yumruk gibi kara üzümler, çavuÅŸ üzümleri, erik büyüklüğünde keçimemesi, ÅŸaraplık karaüzümü bolca verirdi cömertliÄŸinden koparıp. Bir inmeye görün siz bir de köyün altına, çeÅŸit çeÅŸit elmalıklar, boy boy atmış ekin tarlaları, bostana durmuÅŸ kavunluklar karpuzluklar, tava tava açılmış patlıcanın köze telaşı, her boydan kabak, fasulyenin sırığı korkuluk niyetine tam ortada, gölgesini yetiÅŸene siper etmiÅŸ karadutlar, hemen dibinde serin serin fışkıran Rayim’in pınarı, kıvrıla kıvrıla Çakıltepe’ye dönen patikalarda büyükbaÅŸ sürüleri, keçiler, küçükbaÅŸlar… Her ÅŸeyi vardı Tepeköy’ün ancak, nedendir bilinmez bir tek parası yoktu iÅŸte. Dertlerinden kahvehanelere dolup taÅŸardı köyün erkekleri. Ama balıkçı olan, hasattan da muaftı. -Kumbaramda var bir ÅŸeyler, dedi çocuk hepsinin ortasına boylu boyunca uzanmış, ara sıra kıpırdanan kuyruÄŸunu görmezden gelerek sessizlik canavarının. Eve vardıklarında gece olmuÅŸ, sofralar kurulmuÅŸ, anaanne Afetana yer sofrasındaki baÅŸ köşesine oturmuÅŸ, yanı başına bastonunu uzatmış, hemen yanına sol kolunun dirseÄŸine torununu bekliyordu yemeÄŸine baÅŸlamak için. - E, paÅŸam, diyerek söze girdi Afetana, Ne yaptınız bu gün Yelkanat’la, Bir bir anlattı çocuk, Sözü bittiÄŸinde Afetana uzanıp, ÅŸiltesinin bir köşesine sakladığı çıkın haline getirilmiÅŸ mendilini aldı, açtı içini. Kesesini çıkardı sonra içinden, aradı taradı ve bir köşesine kıstırdığı gıcır gıcır bir beÅŸyüzlüğü hışırtıyla çekip çocuÄŸun avuçlarına sıkıştırıverdi kimseye belli etmeden. Böyleyken de böyleydi iÅŸte. İp ucu: (Pürçek; Karaçam’ı bilir misin, Kara çam’ı?, Karina; Teknelerin dip göbeÄŸi, Felek; Kahpe olan. BeÅŸyüzlük; Para. Bafra; Samsun dolaylarında ilçe, konumuz gereÄŸi, paketinde zehir olsa, ben içerim bana getir. ) |
|||||
|
Telif © 2010 Sardalya Avı - Tüm Hakları Saklıdır |
|||||
Ne söylendi?