Ne söylendi?

Ve paylaştık

Bir boÅŸ, biri dolu.

***

Uykusunda uzunca bir süre; “Sırası gelen, altında büyük büyük ateÅŸlerin yandığı kazanların önünde soyunuyor. Bu bir cehennem hikâyesi deÄŸil. Bu hikâye, göçe vurmuÅŸ hacıların öykülerinden çok çok uzak. Gece bütün enerjimi soÄŸuruyor. Üşüyor üşüyor üşüyorum.” gibi düşüncelerle, uyanıkken de arada sırada;
“Bir zavallı kelebek,
Zaten kısacık ömrün,
Bir o duvar, bir bu duvar,
ÇiçeÄŸi olmayan kentti…”
gibi pek de şiire benzemeyen ancak parçacıklara oldukça benzeyen tutarsız, oynak, nerede ne yapacağı pek belli olmayan kelimelerle oyalandı. Kelebeğe neden takıldığını anlayabiliyordu da, kaynar kazanlara aklı pek ermiyordu. Ne zaman uyuyup, nasıl ter içinde uyandığını hatırladığında ona da aklı yattı.

Neden sonra, ertesi gün akÅŸam üstüne doÄŸru, kendisi ile yapmış olduÄŸu tüm pazarlıkları, pazarlıklarından doÄŸan anlaÅŸmaları ve uzlaÅŸmaları yeniden gözden geçirmeye baÅŸladı. “Onu aramalı mıydı?”. Arayacaksa ona nasıl hitab edecek ve boÄŸazı kurumadan neyi, nasıl ifade edecekti. Dili tutulup ÅŸaşıracak, cümleleri birer birer geveleyip istemeden yutacakmıydı yine. Åžimdi, bunları düşünürken bile bütün teni kurumuÅŸ, dili dönmez, beyni ergimekten çalışmaz olmuÅŸ, tereddütler içinde kıvranırken, ona ulaÅŸmayı deneyip, iyi dileklerini sunmaya çalışmak mı?

İçinde açılan büyük büyük boÅŸluklara yuvarlanmadan, aralarından birer birer geçmeye kalkmak…

Güvenli bir mesafeden telefona eriÅŸmek, yok önce terlemiÅŸ avuçlarını silecek bir ÅŸey bulmak, bunun için o büyük ve karanlık kuyuların atrafında bir kez daha dolanmak, mutfaÄŸa veya banyoya eriÅŸmek, dolapların birinden bir havlu çekmek, yeniden yola koyulmak, artık iyice alazlanmış heyecanıyla içinden buhar fışkıran kuyulara dönüşmüş boÅŸlukların derinliklerine yuvarlanıp, eriyip yok olmadan bunu yapmak, baÅŸarmaya çalışmak….

Sürekli binbir tövbe, sonra yeniden o intihar halleri…
Bir boÅŸ bir dolu, bir boÅŸ bir dolu, biri boÅŸ, biri dolu..

Bu oldukça zor işti.

***

sıradaki; neyse ki zehra.

1 Yorum Bir boÅŸ, biri dolu.

  • “bardağın dolu tarafına bakmak, dolu bir bardağı düşünmek bütün boÅŸukları da ortadan kaldıracaktır! boÅŸluÄŸa düşmeden, boÅŸluÄŸa meydan vermeden, boÅŸu boÅŸuna kül olup savrulmadan!..
    dolu dolu düşünmek gerek, doldurmak ve dolup taÅŸmak…
    doya doya yaÅŸamak gerek!
    düşler düşünceye, düşünceler de gerçeğe dönüştüğünde yani boşluklar dolduğunda,
    her ÅŸey güzel olacak demek gerek!”

    bu oldukça kolay bir işti:) diyebilmek için :) bu da sadece ve sadece dolu bir bakış açısı! bir dolu, biri dolu!..

Yorum Bırakabilirsiniz

 

 

 

BU HTML Etiketlerini Kullanabilirsiniz

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>