|
|||||
Bir boÅŸ, biri dolu.*** Uykusunda uzunca bir süre; “Sırası gelen, altında büyük büyük ateÅŸlerin yandığı kazanların önünde soyunuyor. Bu bir cehennem hikâyesi deÄŸil. Bu hikâye, göçe vurmuÅŸ hacıların öykülerinden çok çok uzak. Gece bütün enerjimi soÄŸuruyor. Üşüyor üşüyor üşüyorum.” gibi düşüncelerle, uyanıkken de arada sırada; İçinde açılan büyük büyük boÅŸluklara yuvarlanmadan, aralarından birer birer geçmeye kalkmak… Güvenli bir mesafeden telefona eriÅŸmek, yok önce terlemiÅŸ avuçlarını silecek bir ÅŸey bulmak, bunun için o büyük ve karanlık kuyuların atrafında bir kez daha dolanmak, mutfaÄŸa veya banyoya eriÅŸmek, dolapların birinden bir havlu çekmek, yeniden yola koyulmak, artık iyice alazlanmış heyecanıyla içinden buhar fışkıran kuyulara dönüşmüş boÅŸlukların derinliklerine yuvarlanıp, eriyip yok olmadan bunu yapmak, baÅŸarmaya çalışmak…. Sürekli binbir tövbe, sonra yeniden o intihar halleri… Bu oldukça zor iÅŸti. *** sıradaki; neyse ki zehra. 1 Yorum Bir boÅŸ, biri dolu. |
|||||
|
Telif © 2010 Sardalya Avı - Tüm Hakları Saklıdır |
|||||
“bardağın dolu tarafına bakmak, dolu bir bardağı düşünmek bütün boÅŸukları da ortadan kaldıracaktır! boÅŸluÄŸa düşmeden, boÅŸluÄŸa meydan vermeden, boÅŸu boÅŸuna kül olup savrulmadan!..
dolu dolu düşünmek gerek, doldurmak ve dolup taÅŸmak…
doya doya yaÅŸamak gerek!
düşler düşünceye, düşünceler de gerçeğe dönüştüğünde yani boşluklar dolduğunda,
her ÅŸey güzel olacak demek gerek!”
bu oldukça kolay bir işti:) diyebilmek için
bu da sadece ve sadece dolu bir bakış açısı! bir dolu, biri dolu!..