|
|
O kadar çok uzaklaşmışım ki doğduğum kıyılardan,her kulaçta yeni bir kayalığı yurdum sanıyorum,
ne kadar sürecek acaba geldiğim yerden geriye olan yolculuğum?
Yüzüm ona dönüktü.
Böyle durumlarda ne fırtınayı dinler insan nede kabaran denizin öfkesini.
Yalın daha bir kaba, göz daha keskinini görmeyi hedeflerdi.
Baştan aşağıya gerilmiş kaslar,
Yüz hatlarımız kayıp,
Düşüvermiş ardımızda bıraktığımız sularda.
Uyanacağın saatlere kurdum kendimi. Kitaplığın üzerine yürüdüm, dolu bir sözlük, koca bir beyin, aptal bir gülüş, dik bir duruş eşliğinde, çektim vurdum kendimi. Kelimeler dökülüyor şimdi, kırmızı kırmızı, raftan, araftan. Paragraftan. Halıya, umarsız hallerime, içimdeki deliye, deliriklere…
Bir söz kıvrılıyor dilimde, bir sus oluyor, bir pusa dönüşüyor hayalin. Ellerimle yokluyorum halıyı, hallerimi buluyorum orada, ellerime bulaşıyor [...]
İlla kuzgun mu olmak gerekir,
Mademki kanatlarımız var bizim,
Belki bir gün kelebek?…
İşte o zaman belki yargılanmayacağız,
Taammüden zaman öldürmek suçundan,
Ne için geldiysek hayata,
Onun için yaşayıp gideceğiz.
Sırtımızda tozlu kanatlar,
Yükümüz ağır hani,
Ve ardımızda şu toprak.
Güle güle koca Çınar,
Senin gölgende yapılacaktı ya bunun da kapağı,
Olmadı olamadı,
Kısmet diyelim,
İlla bir kuş mu olmalı ha?
Mademki kanatlarımız var bizim,
Belki kanatlarımızda bir uğur..
Uç uç [...]
Ameliyatın ilk bölümü yorucu ancak başarılı geçti,
Ferah huzurlu ve rahatım,
evimde dinleniyorum.
hepinize sevgiler..
M.A.
Üzerinde yaşadığı canlıların hayatlarını kolaylaştırmak için dağlarını, ovalarını nehir ve göllerini ve denizlerini onların yaşam biçimlerine uydurmaya, varlıklarını sürdürebilmeleri için kolaylaştırmaya çalışan bir gezegen düşünün. Bütün yapabildiği hafif eğrilmeler bükülmeler gibi görünse de kaba saba patlamalarının ardından volkanlar bile, kendi doğallıklarının döngüsünde yararlıdırlar.
Yüzyıllar önce damarlarıma sızan yorgunluk,
İşte bir kaç saat sonra içimdeki tüm tunellerden, geçen [...]
Paha,
Yükün ne de ağır senin
sefasını süreceksen bu hayatın,
Yıpranmalısın,
yıpranmalısın,
biraz daha,
Oysa şanslı piçlerdendik biz,
Bu doğarken yazılmıştı ya alnımıza,
Kazınmıştı mı demeliyim? eh!
Yıpranmalıydın
Yıpranmalıydık,
biraz daha,
Paha,
Yükün ne de ağır senin,
sefasını süreceksen bu hayatın,
yıpranmalısın,
biraz daha,
biraz daha,
İyi dilekleri hissedebiliyorum ben.
Ve şimdi dilemenin tam da zamanı.
Bir an gelir ve insan önemsemeyi bırakır.
Boşluk iyidir bazen, yumuşacık ve hafiftir, sen düşmediğin sürece o da acıtmaz.
Ve Zaman gelir,
her kes payını alır yalnızlıktan.
Gidiyordum.
Elimde bir kitap, bir kaç giysi bavulumda, dizüstü bilgisayarım ve takım elbisenin içine sakladığım yalnızlığım.
Mutsuz değildim. Her zamanki gibi başım dik, uçağımın kalkacağı saati bekliyordum.
Sıra sıra banklara serilmiş insanların arasında, bir [...]
|
|
Ne Demişler?