Ne Demişler?

Ne Dinlenilmiş

Yosun Ana..

Yosun ananın zümrüt yeşili gözlerinin içlerine bir türlü hapsedemediği, mutedil dalgalı, sadece med, sadece cezir zamanlarında durulan, oldukça çalkantılı, bir o kadar telaşlı, Rıza’sına bakarken mayhoş, tayfalara bakarken anaç, öz be öz çocuklarına bakarken masumlaşan bakışları vardı.
Ne yürekli, ne savaşkan zamanlar geçirmişti bu gözler. Ne fırtınalar görmüş, ne eziyetli dönemleri bir çırpıda geçirip, silkeleyip atmıştı [...]

Bilge

Bütün gün oturdu adam,
Bütün gün ve gece, öylece bir taş üstünde,
Gündüz sıcaktı,
Geceyse taş gibiydi Taş

Hasan Almaz

O günden sonra Coşkun’u bir daha uyku tutmuyor. Karantina küçük bir yer, Coşkun’ un kahvesi, daha da küçük Karantina’dan. Üstüne üstlük, geçen yıl darbe yapıldığından, sımsıkı bir yönetim, bolca muhbir ve şikayet de oluyor.
Gecenin on biri geldiği anda, kahvenin ışıkları kapatılıyor, müşterileri ise evlerine gönderiliyor. Sonra bunlar, Berduş ile çay ocağının sotesine çekilip, bir yandan [...]

Gün Batımı.

O kadar uzaklarındayım ki…
Seçemiyorum seni, insanlığımın kayıp dertlerine düşmüş, oyalanmaktayım. Ne bir tutku, ne bir tepki, ne de vücuduma giyebileceğim bir tenim var. Kaçmayı özlüyorum yine kendimden, ama zamanım kalmadı ki buna. Sürek avındayım sanki ve terleyen ruhumdan yaban domuzunun o kirli kokusu fışkırıyor.
Bir tazı köpeği gibi izini süren insanlığın, sonra bulan içindekini, insanı…
Ardından çekip [...]

Ramço…

Elinde bir gaz şişesi, boğazına kadar katranın karasına gömülmüş plastik bir kova, dudaklarında sigaranın kına olmuş lekesi, yaralar içinde yüzü, ters çevrilmiş her nasılsa, fırtınadan yorulmuş, bitmek tükenmek bilmeyen yolculuklardan sonra, uzatılmış boylu boyunca kumsala, feleklerin üzerine yatırılmış, feleğin çemberinden geçirilmiş hızla, karnı ve karinası havada, mavi beyaz giydirilmiş bir sandal, hemen yanı başında Ramço [...]

Hüso’nun devrimi bu.

Kelimeler yükleniyor Pembe’ye. Dayanamıyor mutluluğa açılıyor çiçek.
Gittiği yerlerden geriye dönüyor kokusu. Binlerce yıllık.
Sandal ağacı gibi ama değil.
Yarım bardak limon, kenarına cin işte hepsi bu. Sarhoş olmamak için tokuşturuyoruz kadehleri, Bir şeyler dönüyor ama ne.? Bir bakıyorum ki bardağa, bitirmişim..
İmgeler, sen bilirsin onları. İkimizden de kaçık. Kanatsız kuşlarıdır şiirlerin. Nasıl uçarlar bilinmez ama uçarlar işte…
Dilim damağıma, [...]

İmroz’a gider…

Bir sen, bir ben, bir de Yorgo’nun şu tazecik gelini,
Etli dudaklarımızda aroması kara dutun.
Bir yudum şarap dökülür göbek deliğimizden, simetrik yanlarımıza düşer ve dağılır gece.
Gece dağılır, şarap dağılır, gelin dağılır. Sen olursun gelin şimdi ve sende olan ne varsa, karışır bana.
Akdeniz yüklenir camlarımıza, can mı dayanır buna, camlar mı dayanır?
Uçuk maviye boyanmış büyük bir masa, [...]

Ada

Soyunup limanlara, dökünüp fidanlara, günahı boynumuza, çırılçıplak ve edepsiz.
Ha bir suya, ha bir çiçeğine çağlanın, yada bir küfre vurulmuş çifte kilitli kapılarda.
Yıkık taş duvarların aralarında, yeni yeni sararmaya yüz tutmuş otları da ezerek, bir deve dikeninden, bir de meraklı gözlerden, gizlenerek el alemden, saklanarak bir incir ağacının yabanlığına, kayboluyoruz. Hep bir günahı da olmuştur [...]

Güle güle…

Bu hep olur, bir gün çekip giderler. Görünmez eller dolaşır üzerinde. Başlarda sakinsindir, pek acımaz ve acıtmaz.
Kurşunlar kaynar bakır kaplarda, fark edersin. Ama ayırd başka bir şeydir ve o anda bir tuzaktır. Hayat koşuyordur önünde, yalpalamazsın.
Aşk, yaşanır…
Büyük olan, durulanır zamanla ve küçülür. Sonra zaman dönüşür bir yerlerde eriyik olur.
İşte o, beklemediğin bir andır. Ummadığın! Apansız [...]

Pembe ve Yalın.

Pembe kiraza düşkün, yalın ise Pembe’ye.
Ama uzaktan görüyorlar birbirlerini, Yalın, olduğu yerde çarpılıyor yıldırımlarla ve kentin bütün elektrik sistemi aniden çöküveriyor. Kale’ de karşılaşıyorlar bunlar.
Günlerden Cuma. Kentin tüm köylerinden, kasaba ve ilçelerinden, ünlüsünü farklısını, ucuzunu fahişini fahişesini, koyununu keçisini patatesini, domates yahut biberini, bolca hıyarını ama, sarı ve mor mintanlı olanlarını hem de…
Keçi ve [...]